Friday, 16 May 2014

Krakow Tarih Müzesi ve Şubeleri (MHK)



Krzysztofory Palace'ın Christmas sergisinden


Krakow Şehrinin Tarihi için müze oluşturma çabaları 1860’lara dayanmaktaymış. O zaman bir kent konseyi kurulup, arşivler, koleksiyonlar ve hatıralar toparlanmaya başlanmış. Gelecekte tarihi müzenin koleksiyonunun oluşturulma çalışmaları, Stanislaw Krzyzanowski  ve Adam Chmiel gibi profesörlerin öğrencilerinin doktorası olarak yapılmış. 
Krakow’un tarihiyle ilişkilendirilebilecek her şeyden, pullar, ünlüler ve onlara ait portreler, silahlar, madalyalar, ikonografik malzemeler, grafikler, tarihsel faaliyetlere ait belgeler, kültüre ait materyallerden örnekler alınmış. Müzenin 31 Mayıs 1899’da kent konseyi oturumuyla açılışı yapılmış fakat uzun süre ziyaretçilere kapalı tutulmuş. Koleksiyonlardan önemli bir sergi  ‘Eski Krakow’ adıyla Profesör Jerzy Dobrzycki tarafından Wawel Kalesinin Krakow manzaralı, ikinci katında ki neredeyse boş bir odada 1936 yılında yapılmış. 1945 yılında müze tüzüğüne her bir tarih müzesi şubesinin bağımsız ve kendini yönetebilmesi, Krakow’un yaşam ve kültürüne dair tarihsel öğeleri toplama ve koruma amacı eklenmiş. 
1946 sonlarında önce geçici sergiler yerini daimi sergilere bırakmış.

Eski Sinagog
Krakow’da Yahudi Tarihi ve Kültürü Müzesi



Kazimierz’in meydanında yer alan bu Ortodoks Sinagog, Polonya'nın ayakta kalabilmiş en eski Sinagogu. Çeşitli kaynaklara göre sinagog ya 1407'de ya da 1492'de inşa edilmiştir. Orijinal bina, İtalyan mimar Mateo Gucci idaresinde 1570'de tekrar inşa edilmiş. Yeniden inşa edildiğinde binaya mazgallar, yer seviyesinin üzerinde camlar ve kuşatmalara karşı dayanıklı olması için kalın duvarlar ilave edilmiş.  II.Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından yağmalanmış, içerisi cephanelik olarak kullanılmış, önünde 30 Polonyalı kurşuna dizilmiş olsada 1956’da onarılarak, 1959’da müze olarak açılmış.

Yer düzleminin biraz aşağısında kalan giriş kapısı, daha da aşağıda ki geniş süsten uzak bir ana dua salonuna açılıyor. Ortasında işlemeli bir bimah, iki yanda birer odadan oluşan küçük bir müze sinagog. İçerisinde eski el yazmalar, semboller içeren örtü ve aksesuarlar var. Önemli günlerde giyilen kadın ve erkek giysilerinden örnekler ve Tevrat süslemeli örtüler vardı. Diğer odalarında, Yahudi aile yaşamı, düğün ve mutfak kültürü, kurbanın kesileceği bıçak gb objeler, doğumdan ölüme bir yaşam döngüsünü içeren fotoğraf ve resimler vardı.
Pazartesi giriş ücretsiz. Diğer günler 9zl.

The Krzysztofory Palace
Sürekli içerisinde farklı eğlenceli sergilerin olduğu şehir merkezinde bir müze. Şu sıra içerisinde Poloya’dan, farklı yıllar ve kültürlerden  maket, video örnekleriyle Lajkonik sergisi bulunmakta.



 Lajkonik Polonya’nın gayri resmi sembollerinden birisi, tramvay koltuklarının üzerinde bile var. Ne zaman başladığı bilinmiyor ama 12-13 yy a dayandığı düşünülüyor. Efsaneye göreTatar saldırısını fark eden birkaç vatandaşın Tatarları püskürtmelerinin ardından köylerine onların giysilerini giyip, at üstündeymiş gibi tahtaların üzerinde dans edip muziplik yaparak dönüşlerinden ileri geldiği söyleniyor.
Kara sakallı, sivri şapkalı, Moğol tarzı kıyafetlerin içerisinde, bellerinden bağlı etek giydirilmiş tahta atlarla dans eden rengarenk bir karakter Lajkonik.  Polonya’nın her yıl  Corpus Christi dini bayramından sonraki ilk Perşembe, meydanda bir de festivalleri düzenleniyor, her yeni yıl için şans getireceğine inanılıyor.
Bu müzenin gördüğümüz önceki sergisi de çok güzeldi.  Jelatinlerden, çikolata kağıtlarından yapılmış kocaman kilise ve saraylar göz kamaştırıcıydı.  Polonya’nın  Christmas süs sembolleri  haline gelmiş bu maketlerden makul boylarda hediyelik dükkanlarda bolca satılıyor. Hatırladığım kadarıyla en küçüğü 25 zl civarındaydı.
Müze giriş ücreti 9zl.


Kartal Eczanesi
Tadeusz Pankiewicz’in Ghetto Eczane Müzesi

  Bohaterow Getta durağının olduğu meydanda ( Podgorze bölgesinde) yahudilere yardımcı olmuş bir eczacının, Tadeusz Pankiewicz’in, müzeye dönüştürülmüş bir eczanesi yer alıyor. 1939-56 yıllarının bir Getto belleği niteliğini taşıyan eczane  ‘Apteka Tadeusza Pankiewicza w getcie krakowskim’  olarak biliniyor Polonya’da.  Küçük bir ev gibiydi aslında, içeriye girince büyük bir eczacı tezgahı, ilaçla dolu raflar ve dolaplar vardı. 
Arkada hasta muayene edildiği düşünülen bir oda, diğer oda ilaçların ham halinden hazırlandığı bir odaydı ve genel bir hatıra odası vardı. Her odada üzerinde siyah-beyaz bir simge olan dolapları ve çekmeceleri açıp inceleyebilmiştik. Her Pazartesi ücretsiz. Diğer günler giriş ücreti 10zl.

Oskar Schindler'in Fabrikası

Nazi işgali sırasında 4. Lipowa Sokakta bulunan Oskar Schindler'in Emaye Fabrikası Krakow’da binin üzerinde Yahudi’nin hayatını kurtarmış.
6 Eylül 1939 tarihinde Alman Nazilerinin buradaki yüzyıllara dayanan Yahudi-Polonya ilişkilerini kesintiye uğratışının da bir hikâyesiydi müze. 1993 yılında Steven Spielberg'in filmi Schindler'in Listesi’yle bu fabrika ziyaretçilerin daha çok odağı haline gelmiş.  İçerisi şu anda fabrikadan ziyade işgal sırasında Krakowda’ki yaşananlar ve günlük yaşamları hakkında bilgi veren bir müze. Müzenin genel dekoru ahşap ağırlıklı, duvarlarında eski posterlere bakıp, Arnavut kaldırımı çağrıştıran koridorunda yürürken kendimizi eski bir filmin içinde gibi hissettik. Schindler'in  ofisi olan tarihi oda Fabrikanın idari binasında bulunduğundan şans eseri yıllarca bozulmadan korunabilmiş. En baskın görüntü duvar haline gelmiş emaye tencerelerin olduğu alandı. Kurtulanları, korunabilenleri simgeliyor gibiydi. Kuaför salonu da çok otantikti. Çocukların oyuncaklarında, sokaklarda ki Nazi temalarından her yerin her alanın nasıl işgal altına alındığını korkunç bir biçimde ortaya seriyordu. Hatıra için fabrika mührünü ve tarihini oradaki hazır kartlara basıp aldık.
Fabrikaya Giriş Pazartesi leri Ücretsiz. Diğer günlerde ise 19 zl.

Pomorska Sokağı


1939-1945-1956 yıllarında ki terörde Krakow halkı



Terör döneminde Krakow Pomorska Sokağı 2 numarada bulunan Gestapo Karargahı, cezaevi  ve hücreleri geçmişin tanıklığı olarak olduğu gibi korunmuş. 


Gezerken nefes almakta zorlansak ta Polonya’nın verdiği özgürlük mücadelesini daha anlamak için görülmesi gereken yerlerden birisiydi.
Buradaki sergi üç bölüme ayrılmış. İlkinde Batı Sınır topraklarını Savunma Derneği’nin etkinlikleri ve Silezya Evin öyküsü. İkincisinde Nazi terör mağduru seçilmiş Krakow halkı. Üçüncüsünde 1945-1956 yıllarında Krakow halkının iktidara karşı tutumları anlatılıyor. 

Buradaki sanal dokunmatik arşivler Tarih Müze’leri arasında ki en yeni yaklaşımdı. Bu veri tabanı daha da geliştirilmeye çalışılıyormuş. İçerisinde terör kurbanlarının belge ve resimleri harf sırasına göre sunuluyor. 

Çıkışta yan taraftaki iç karartıcı o hücreleri ve duvarlarındaki yazıları gördük içimiz buruk oradan çabucak ayrıldık. Kartal Eczanesi, Oskar Schindler'in Emaye Fabrikası ve burası aynı yakın tarihi ve acı hikayeyi tamamlamakta. 


Salı günleri giriş ücretsiz, diğer günlerde ise 6 zl.  


Burjuva Hipolit Evi



Tablolar, mobilyalar, kumaşlarıyla geçmişte Krakow zenginlerinin nasıl yaşadığının bir göstergesi niteliğinde bu müze her nekadar dışardan öyle görünmese de. Binaya girdiğimizde karşımızda hoş bir kafe ve merdivenlerde kafenin daimi kedisiyle karşılaştık. 
Koleksiyoncunun odası
Ev genel olarak tıklım tıklım eşyaydı diyebilirim.Yatak odasında Rokoko pastel boya tablolar ve çiçeklerle süslenmiş mobilyalar vardı. En büyük odada ‘Koleksiyoncunun Odası’ Galiçya özerklik zamanında toplanmış sanat koleksiyonları yer alıyordu.   
İkinci katta 19 yy dan bir daire içinde, büyükanne odası eski moda ev havasında ufak tefek parçalarla doluydu kızının odasının sadeliğine karşın. Yemek odası ise yaşam merkezi görünümünde, gaz lambasının loş ışığında ortada yer alan yemek masası hemen yanında parlayan bir semaver, büyük oymalı bir büfe. Salonda piyano ve büyük kanepe vardı. Bu ev de en çok saat koleksiyonlarına bayıldım. Muhteşem heykellere monte edilmiş birbirinden değişik orijinal saatler vardı.  
Çarşamba giriş ücretsiz, diğer günlerde 9 zl.

Rynek Belediye Kulesi (The Town Hall Tower)

Eski Şehir meydanı Rynek’te yer alıyor bu 13 yy Gotik taş ve tuğladan yapılma kule.  13-14yy larda aslında inşa edilmiş Belediye Binasına ait bir kuleymiş. Bir zamanlar şehrin yönetim konağı olan Belediye binası 19 yy’da bakımsızlıktan yıkılmış ve geriye kalan kule Tarih müzesi kapsamına alınmış.  Kule önünde 1999 yılında Igor Mitoraj tarafından yapılıp 2003’te Krakow’a taşınmış yatık bronz dev bir baş heykeli var.  Kulenin ilk saati 15yy da eklenmiş.  1680 de tepesine yıldırım düşünce gotik başlık yanmış yerine yapılan Barok tarzı başlık yapılmış fakat oda 1783’e kadar dayanabilmiş, en sonunda daha küçük bir başlıkla değiştirilmiş. Kulenin uzunluğu 70 metre ve 1703’te çıkan bir fırtınayla da 55 cm eğilmiş. Binanın bodrum katı uzun yıllar tiyatral gösterilere ev sahipliği yapmış. Girişinde 1960’ta Plawowice’den  getirilen iki aslan heykeli bulunmaktadır.
Dar ve dik 100 adet basamak sonunda en üst katına, gözlem için ulaşılabiliyor.  Giriş ücreti 7zl.

Barbakan

Eski şehrin girişinde 3m kalınlıkta tuğla duvarları olan yuvarlak yapılı yer Barbakan. Rivayete göre kral Jan Olbracht’ın Eflak topraklarına yaptığı başarısız bir seferden sonra ki dönemde 15yy sonuna doğru Tatar ve Türk ordularından korunmak için inşa edilmiş. Amacı tüm barbakanlar gibi genel olarak  şehir surlarına yaklaşan düşman ordularını geri püskürtmek. Bu sebeple surlar ve hendeklerle çevrili. 
Barbakanın içi, iki katlı, uzun koridordan oluşan bir halka biçiminde. Ortasında küçük bir sahne var şimdilerde konser ve törenlerde kullanılıyor. Koridorun iki tarafında da küçük gözetleme ve ateş etme pencereleri var, bazı alanlarında ise kızgın yağ dökmek için olsa gerek mazgallar vardı. 


Yılda bir kere olan ücretsiz gece müzeleri festivalinde gitmiştik Chris’le, müthiş bir de yağmur vardı ve içi buna rağmen tıka basa ziyaretçilerle doluydu. Nisan ayından sonra genelde ziyarete açılıyor. Basztowa lot durağının hemen karşısında.  

  


Buranın giriş biletiyle yanda ki ortaçağdan kalma Şehir Surları'nı ve içindeki Prensesin Şapeli de gezilebiliyor. 

 Giriş ücreti 8zl.






Rynek Yeraltı Müzesi (Rynek Underground)


Rynek Meydanının 5 metre altına inerek 11yy’a ait nekropol alanı ve sonraki yüzyıllara ait yerleşim alanını sergileyen bu müzeyi görmeyi çok istiyorduk. Normalde internetten randevu alınması gerekiyor fakat randevu sistemleri bozuktu. Biz de bir Salı günü ( ki bu günler giriş ücretsiz oluyor) sabah 10’da orada olduk. O gün için yerleri olup olmadığını sorduk ve verdikleri ücretsiz bilette yazılı olan saat 12:45 ‘e kadar bekledik. Onbeş dak erken gidince de bişi değişmedi gerçi, içeri aldılar. 

Müze; Sukiennice(Cloth Hall) ve Aziz Mary’nin Kilisesi arasında yer alıyor. 


Burada ki arkeolojik kazılar 2005 yılında başlamış ve  2010 yılında müze olarak açılmış. Bu meydan Avrupa için yüzyıllardan beri hep çok önemli bir konumda olmuş, kralların, zengin tüccarların, Polonya geçmişinin, Yahudi kültürünün izleriyle dolu. Kazılarda 11 000 eser bulunmuş, 700 adet de otantik ürün, cam bölmelerde sergileniyor.

 Girer girmez insanı ortaçağa taşıyan görseller, videolar, hologramlar, ses efektleri, küçük kulübelerde balmumu heykellerle anlatılmış o zamana ait yaşam biçimleri, dokunmatik ekranlar, gerçek 14 yy kaldırımı, kazı alanı,  muhteşem buluntularıyla, teknolojinin tüm nimetleri kullanılarak hazırlanmış eğitici, eğlendirici, harika bir müzeydi.
Çocuklar için ejderha oyuncaklarıyla oynayıp, hikayesini dinledikleri odalar vardı.  Eski bir ağırlık ölçerde Chris’le tartıldık, çıkan rakamı yan taraftaki makinesinde günümüz rakamlarına dönüştürdük. Benim sonuç her ne kadar beni memnun etmese de  bu makineleri kullanmak oldukça keyifliydi. İçerde 5 odada Krakow tarihi hikayelendirilmiş belgesel tadında,75 dak. filmlerle anlatılıyor, ilgilenenler için.  Tek hoşuma gitmeyen şey bazı buluntuların sadece vitrine konulmuş ve hakkında hiçbir bilgilendirme yapılmamış olmasıydı.  Giriş ücreti 17zl.        

Nowa Huta Tarihi Müzesi

Słoneczne 16 

Çarşamba günleri müze girişi ücretsiz, diğer günler 6zl. 

 

The Zwierzyniec House  

Królowej Jadwigi 41 adresinde yer alan The Zwierzyniec House'da da şu sıra 'Lajkonik' diğer adı  'Zwierzyniec atı'sergisi var.  

İki katlı bir ev burası arka bahçesinde çocukların oynayabileceği bir de bahçesi var. Bir zamanlar Lenin'in gelip yaşadığı yer burası. İçerde ki görevlinin dediğine göre bu ev de değil bahçesinde yaşamış. Ne de olsa yoksulmuş çünkü. Daha sonra ki Sovyet işgalinde bu sebepten bu ev müzeye dönüştürülmüş, Lenin Müzesi olmuş. İşgalin sona ermesiyle de bu geçmiş tamamen silinmiş. 

Müzenin üst katı daimi sergi, geleneksel Polonyalı odası olarak düzenlenmiş. Giriş katı ve üst katın salonunda ise yaklaşan törenle ilişkili Lajkonik tarihi sergisi bulunmakta. Her yıl Corpus Christi Bayramı sonrasında ki ilk perşembe günü, 13yy'da bu hikayenin gerçekleştiği yer olan Zwierzyniec'den,  Eski Şehir Meydanına kadar, renkli, oryantal kostüm giyen siyah sakallı bir binici yapay bir beyaz at üzerinde yürüyüşünü tamamlıyormuş. 

Müze girişi Çarşamba günleri ücretsiz. Diğer günler 9zl
 


Thesaurus Cracovensis Müzesi
2017’de açılacak.
Celestat(kapalı), The Cross House(kapalı)


Sunday, 4 May 2014

Krakow, Wawel Kraliyet Kalesi



Wawel Kulesinden Kalenin Görünüşü


Etrafı surlarla çevrili, Krakow manzaralı bir tepenin içinde yer alıyor Wawel Kalesi ve hemen dibinden Vistula(Wisla) nehri akıyor. Bin yıl öncesine dayanan bu yapı şehrin tam kalbinde tüm görkemiyle duruyor. Baktığınızda size masalları ve efsaneleri hatırlatacak yapının aslında kendi efsanesi de etkileyici. Aşağıda Ejderha Mağarası başlığı altında okuyabilirsiniz. 

Wawel girişinde kafeteryasından da fark edeceğiniz bina, bilet gişesinin ve turistik shopların olduğu binadır, iki yönünden de girilebiliyor. İç avluya açılan kapıdan çıkınca, solda katedral ve müzesini göreceksiniz. Müzesinin önünde Aziz John Paul II’nin heykeli yer alıyor.  Katedralin içinde Eski Çan (Sigismund Bell) ve kraliyet tabutları da var. Normal günlerde 12 zl ye katedral, çan ve müze görülebiliyor. Pazar günleri müzesi kapalı fakat saat 12:30’dan sonra katedral ücretsiz ziyarete açık. Karşı bina kayıp Wawel, onun arkasında ise devlet odaları ve kraliyet odaları, içerisinde kralın odası, senatörler salonu, silah ve armalar odası ayrıca solda da oryantal sanat sergisi yer almakta. Kraliyet kalesi, katedralle aynı zamanlarda yapılmış. Kale ortada ki avluyu çevreleyen üç katlı kemerli cephelere sahip.

Katedral ve Müzesi



Katedral ilk Polonya Kralının taç giydiği yer ve 17. Yy a kadar 35 kraliyet taç giymesine ev sahipliği yapmış, 1596’da başkent Varşova’ya taşındıktan sonra dahi. O dönemdeki  yöneticilerin konut olarak kullandığı kalede  her birinin kendi mimari etkileri de olmuş. Kale 20 yy  döneminde bir çok el değiştirme yaşamış. Ülkenin Alman işgali altında olduğu döneminde de Nazi genel Valisi Hans Frank’ın karargahı olarak kullanılmış.


Bugünün Kalesi bu sebeple de Ortaçağ, Romanesk, Rönesans, Gotik ve Barok dahil aldatıcı bir karmaşıklığa sahip. 
Katedral  1020 yılında yapılmış. 1364 yılında bugünkü halini almış. Daha sonra etrafına başka yapılar eklenerek büyütülmüş. 


İçerisinde bir çok Azize adanmış muhteşem şapelleri var. Çok görkemli bir görselliğe sahip. Wawel'ı Wawel yapan en önemli yer bu katedral. 




Katedrale girdikten sonra solda ki bir odadan alt kattaki kraliyet mezarlarının olduğu bölüme geçiliyor.

 Kraliyet tabutlarının yanısıra, ulusal kahramanların ve generallerin tabutları da var içerde. 



 Katedralin girişinde de Kraliçe Jadwiga'nın mezarı, ayrıca gümüş bir sandıkta, Aziz Stanislaw'ın başı saklanmaktaymış.


 Katedral içinde ayrıca merdivenle inilen başka bir bölümde ise Chopin'in mezarı bulunmakta.





 Katedralin orta bölümünde ki  Zygmunt Kulesi ‘nde 1520 yılından kalma büyük bir çan yer almakta.

 Bu çan eskiden taç giyme törenlerinde çalınırmış.
Kule giriş ve çıkış yönlü iki kısımdan oluşuyor. İki kısımda da her katta bir çan görülüyor. Ahşap daracık merdivenlerini çıkmak biraz zor olsa da sonuçta üç kat çıkılıyor. En üst katta ise Zygmunt Çan'ı asılıyor. İniş ve çıkış 5 çan görmüş olduk.

Sonra dışarıya çıkıp karşı binadaki müzesine geçtik. Katedrale ait Müze’de hemen karşı tarafta Kraliyet Kalesinin yanında.  İçeri de ki iki küçük katta John Paul giysileri ve değerli başka parçalar sergileniyor.


Katedralin yanında ki binanın bodrum katının girişinde 2010 Rusya uçak kazasında ölen Başkan Lech Kaczynski ve karısı Maria’ya ait bir mezar, bir kaç basamakla çıkılan diğer bölümde ise Piłsudski’nin mezarı bulunmakta. Bu kısım ücretsiz olarak ziyarete açıklar. 




Devlet Odaları ve Kraliyet Özel Odaları
Bu yapı üç katlı bir yapı. Giriş kat ve ikinci kat devlet odaları State rooms olarak ziyaret ediliyor. Kraliyet odaları ise ara kat birinci katta farklı bir giriş ve çıkışla kullanılıyor.  İkisinin ücretleri de ayrı.
Temsilciler Salonu

Devlet odalarında yağlı boya tablolar, 16yy Flaman duvar halıları, muhteşem duvar kağıtları, Rönesans ahşap tavanları ile harikaydı. Birinci oda Valinin misafirlerini ağırladığı odaydı. Sigismund Augustus tarafından yaptırılmış müthiş halılar genelde bu  Rönesans  odalarının en değerli sanat eserleri.  İtalyan mobilyalar, 16 yy  Polonya ve Toskana kraliyet portreleriyle çevrelenmiş.  İkinci salonda turnuva odaları vardı. Buranın tavanları savaş sırasında çıkan yangınla hasar görmüş fakat restore edilmiş. 
Dördüncü salon Temsilciler Salonu etkileyici ilginç yerlerden birisiydi, eski görkemli bir tahtın olduğu oda; sandık görünümlü tavandan aşağı doğru bakan otuz ahşap baş, daha önceki burada yaşamış milletvekillerini temsil ediyormuş. 1540 yılında Sebastian Tauerbach tarafından tasarlanmış ve öğrencileriyle orjinalde 194 adet baş yapılmış bu tavana, fakat hasarlar sonucunda sadece 30 tanesi korunabilmiş. Ayrıca burada 18yy’dan Ukrayna Wiśniowiec Sarayından gelme bir antik soba da mevcut.
Altıncı oda Gezegenler odası olarak alınıyor, duvarında ‘Tanrının Nuh’un ailesini kutsayışı’ adlı 16yy ait Sigismund Augustus’un koleksiyonundan bir Brüksel dokuması yer alıyordu. Sekizinci oda Kuş Odası olarak biliniyor. 1600 civarında Gotik kulede bulunuyormuş, yangından sonra seyirci salonuna dönüştürülmüş. 

Şapel

Onuncu oda Kraliyet Şapeliydi. 1602 yılında inşa edilmiş. 17 yy dan kalma mobilyalara ve çok orijinal sıvalı duvarlara sahip. 1930 yılı Józef Pankiewicz tarafından yapılmış freskoyu da görmek mümkün içerisinde. 

Onbirinci oda Kartal Odası. Kraliyet mahkemelerinin ve hukuki işlemlerin yapıldığı resmi bir oda. Ahşap kartal oymalı tavan savaş döneminde yenisi ile değiştirilmiş. Odada bir de Rubens’in deseninden bir dokuma yer alıyor. 
Senatör Salonu
Onikinci oda Senatörün Salonu. Kaledeki en büyük ve çok etkileyici bir salondu burası. Kraliyet düğün ve törenleri, önemli devlet törenleri burada yapılırmış.

Giriş ücreti 18/11zł

Kraliyet Özel Odaları için yaklaşık iki saat randevumuzun gelmesini bekledik ve içerisi beklediğimize kesinlikle değdi. Müthiş gotik ve Rönesans ayrıntılarıyla bezenmişti. Sırt çantaları içeri alınmıyor, karşı taraftaki vestiyere emanet ediliyor. Önce Kralın misafir odalarından giriş yaptık, sade ve oldukça çarpıcıydı her bir parça. Simone Martini, Bernardo Daddi ve Jacopo del Sellaio eserleri yer alıyordu. Neredeyse  13-15 civarında odaya girdik çıktık, fotoğraf çekmek yasaktı ve rehberimiz neredeyse bizi koşturarak gezdirdi. Peyzaj ve hayvan temalı dokuma duvar halıları göz kamaştırıcıydı. Kalenin kuzey - doğu köşesinde 14yy Belvedere Kulesi içinde Rönesans ahşap tavanlarına sahip gizemli  Hen’in Ayağı Kulesi  yer alıyordu. Pencerelerinden panoramik Krakow Eski Şehir görülebiliyordu. Bu odanın tam işlevi bilinmemekle beraber Kralın yalnız kalıp kararlar almak için kullandığı odalar olduğu sanılıyormuş. Son iki oda ise klasik sitil sütunlara sahipti.
Giriş ücreti 25/19zł

Kayıp Wawel



Temel olarak 10.yy’dan Polonya’nın ilk kilisesi Rotunda of Sts. Felix and Adauctus’un  mimari kalıntıları sergileniyor. 


Ayrıca 16 yy Rönesans sitilindeki Kraliyet mutfakları , ahırlar ve idareciler evinin mimari kalıntıları, Wawel tepesinde yapılmış çeşitli dönemlere ait kazılardan çıkan eserlerin derlenip sergilendiği önemli bir bölüm Kayıp Wawel. 

Arkeolojik kazı alanının ortasından ve üstünden geçen asma köprüden yürüyerek bu müthiş alanın her köşesini görme imkanı bulduk. Burada da 16. 18 yy gümüş ağırlıklı sütunlu bir salon vardı.

Giriş ücreti 10zl./7zl.




Hazineler  ve Silahlar



Yağmalanmadan kurtulabilen eşyalar, paha biçilemez objeler, silahlar ve hazineler burada ki 14-15yy’dan kalma gotik odalarda sergileniyordu.   

Diplomatik hediyeler, Kraliyetin özel günlerde kullandığı kolye, kadeh, şamdan, saatler, değişik minyatürler ‘Büyük Oda Kazimierz’de yer alıyordu.
 

 Jadwiga ve Jagiello Odası, 14 yy dan kalma Danimarkalı Kule adı verilen yerde, Sigismund I ait eski bir kılıç var odada. Sigismund III Kulesi adı verilen oda 1600lerde inşa edilmiş. 

İçinde John III Sobieski’nin onurlu amblemi kabul edilen  Papa Innocent XI’nın Viyana kuşatması sonrası 3.John Sobieski’ye verdiği kutsanmış kılıç ve şapka vardı.

 17-18 yy ait biraz da savaş ganimeti sayılan Türk, Fars, Polonya yapımı sanatsal süslemeli binicilik ekipmanları Silah Törenleri odasındaydı. 
Diğer odalarda da her yüzyıla ait silahlar, zırhlar, kılıçlar, süvari at giysileri, avcılıkla ilgili malzemeler vardı. Benim favorim kanatlı zırh giysileri oldu, harikaydılar.
Giriş ücreti 18zl./11zl.

Ejderha Mağarası


Neden hediyelik eşya dükkânlarının bu kadar ejderha sembolünü kullandığını, neden şehrin sembolü kabul edildiğini merak ediyorsanız işte tam da ejderhanın mağarasının olduğu bu wawel tepesini  öğrenmek üzeresiniz demektir. 

Hakkında benzer birden çok  hikaye olsa da en çok bilineni şöyle; efsaneye göre Wawel  tepesi bir zamanlar büyük ve tehlikeli bir ejderhanın mağarasıymış.


Smok adı verilen bu ejderha sadece koyunları ve bekar kızları yemekten hoşlanıyormuş. Köyün bütün kızlarını yiyip bitirince sıra artık kralın kızına gelmiş. Kral her yere haber yollamış, kim bu ejderhayı öldürmeyi başarırsa kızını onunla evlendirecekmiş. Bunu duyan Krak adında zeki bir ayakkabı tamircisinin aklına güzel bir plan gelmiş. Bir koyunun içini boşaltıp boğazına kadar kükürtle doldurmuş, sonra onu ejderhanın mağarasının yakınına götürüp bağlamış. Ejderha koyunu görünce bir seferde midesine indirmiş ve soluğu nehirde almış, içtikçe içmiş nehirden, ateşle birleşen kükürt midesini kavurdukça daha çok içmiş ta ki onu ejderha yapan tüm ateşi yok oluncaya kadar, sonra da çatlayarak ölmüş. Krak prensesle evlenmiş, sonra kral olmuş, Krakow adı da buradan doğmuş.
  Bu mağarayı görmek için Bilet gişesinden yada mağaranın girişindeki makineden 3 zl ödeyerek bilet almak gerekiyor. Üsten inmek daha akıllıca o yüzden bu işi gezinizin sonuna ayırın bence. Yukardan kalenin surlarına yakın yerde kubbeli küçük bir girişi var mağaranın. Döne döne alçak tavanlı merdivenlerinden inmeye başladık Chris’le, taki başımız dönene nem gözle görünür hale gelene, ortam iyice kararmaya başlayıncaya kadar indik. Karşımıza çıkan ilk salon suni ışıklarla aydınlatılmıştı önce bu kadar sandım hemen ilerde geniş birkaç basamaklı merdivenleri görünceye kadar, ikinci bölüme ulaştık, 1843’te ziyarete açılmış bu mağara, eskiden bir odası suyla doldurulup kale için kullanılırmış, 270 metre uzunluğunda olan mağaranın sadece 81 metresi ziyarete açıktı. Üçüncü son bölüm aynı düzlem üzerindeydi ve  Vistul nehri yönündeki alt caddeye çıkıyordu. Çıkışında  Smok’un 1972’de Polonya’lı sanatçı Bronisław Chromy tarafından yapılan ejderha heykeli  yer alıyor, turistler ve çocuklar yönünden de oldukça popüler.

 
Wawel Kulesi (Sandomierska)


Kişi başı 4 zl ödeyerek Bilet gişesi binasının köşesinde bulunan kule girişine geldik. Kulenin etrafından dönerek yükselen sonradan  yapılmış üç katlı beton ve ahşap merdivenleri kullanarak çıktık. Kulenin yarısında içeri geçiş yaptık. Her yönde üstten çelikle tutturulmuş yanlarından hava giren cam pencereleri vardı. Ortadan yukarı doğru üç kat daha çıkılabilen merdivenlerin en üst katı bizi biraz hüsrana uğrattı. Kule deyince şöyle tepesi açık olsun istiyor insan ama bu üçgen bir tavanla kapalı ve karanlık bir bölümdü. 
Kuleden bir manzara



Toplamda 137 basamak merdivenin sonunda bir alt kata geri inip pencerelerinden etrafı izledik, manzara güzeldi ama ah bide rüzgarını hissedebilseydik … 

Bu kule 1460’larda ateş kulesi olarak inşa edilmiş iki kuleden biri ama sonralarda ‘onurlu suçlar’ için yüksek kalitede cezaevi olarak da kullanılmış. Pencerelerin olduğu her katta sadece bir bölme diğerlerinden farklı fark edeceksiniz. Bölümün her tarafı görüşe açık, sanıyoruz ki tuvalet olarak kullanılmışlar. 




Leonardo Da Vinci’nin ‘Lady With An Ermine’ Tablosu




Prince Adam Czartoryski  1800’lerde İtalya tatili sırasında satın alıyor bu tabloyu. Uzun yıllar Czartoryski Müzesi’nde sergilenmiş, şu sıralar bu müze yenilendiği için, tablo geçici olarak Wawel’de sergileniyor.  Mutlaka görülmesi gereken Leonardo’nun ödüllü üç yağlıboya tablosundan birisi. 

İtalya ‘dan yola çıkıp Polonya’nın işgalleri sırasında önce Paris sonra Berlin, derken sonunda kurtarılarak kendi ülkesine dönebilmiş müthiş bir eser.
Da Vinci bu tabloyu 1489-90 yılları arasında 
 54 cm × 39 cm’lik ahşap pano üzerine  yağlıboya ile resmetmiş . Tabloda dükün sevgilisi olduğu bilinen Cecilia Gallerani, Ermine adı verilen beyaz tüylü kakım (Sansargillerden)’ı kucağında tutuyor. 
Cecilia’nın gövdesi sağa başı tam ters yöne, sola dönük. Vücudun yarısına kadar dikey olarak resmedilmiş.  Boynunu açıkta bırakan mavi, bordo  ağırlığında bir elbise giymiş. Sade giyimi asillerden olmadığını gösteriyor. Yüzünü çevreleyen koyu saçı alnında ki ince iple daha da sabitlenmiş . Arka fon koyu olduğundan yüzün, boynun ve kakımın üzerinde ki öne çıkan sağ elinin açık rengi kontrast yaratmış ve özellikle bu elin nazik hareketi, üzerine vuran ışıkla daha da göz alıcı bir hale dönüşmüş. Gerçekten bakmalara doyamadım.
Ermine’in resime  kattığı sembolü hakkında da birkaç teori var. Bunlardan hepsinin ortak olduğu görüş, Ermine’nin temizliğine düşkün oluşu, kirlenmesindense ölümü yeğliyor oluşundan yola çıkarak saflığın sembolize edildiğini savunuyor. Zaten kakımın beyaz renkte oluşu da bunu destekliyor.  Ermine’in Yunanca’da  karşılığının, Cecilia’nın soyadıyla aynı olduğu, bu sebepten mecazi anlamda resimde kullanıldığını, diğer bir teoriye göre ise ; Ermine’nin Cecilia’nın sevgilisi Dük’ün resmi olarak kullandığı sembollerden birisi olduğu ve Cecilia’nın bu hayvanı özellikle bu sebepten seçtiği  düşünülüyor.  
 Giriş ücreti 10/8zł.

Oriental Sanat

Sadece 4 odadan oluşan  küçük bir bölümdü.
İlk odada kilimler, ikinci odada kılıçlar, baltalar, topuz, at aksesuarları vardı. Bu iki odada sergilenen eserler genelde Osmanlı Türklerinden kalmaydı. Üçüncü ve dördüncü oda da ise Çini ve Japon Sanatına yer vermişlerdi. Vazolar, çini seramikler, biblolar gb. 
Müzeye giriş ücreti 8zl. en fazla 15 dakikamızı aldı müzeyi incelemek. Fotoğraf çekmek, sırt çantasıyla girmek yasaktı.

Hint Efsanesi


Efsaneye göre Hint Tanrısı Shiva, dünyaya enerji vermesi için 7 taşı savurmuş. Hintliler yedisininde Hindistanda olduğunu söylese de başka bir çok efsane birinin Krakow'da bu kalede, diğerlerinin de Mekke, Delphi, Velehrad, Roma, New Delhi 'de olduğunu savunuyor. Bu chakraların dünyaya enerji yaydığına inanıyorlar.
Polonya efsanelerinin birinde de yine bu taşa vurgu yapılıyor. Kral Kazimierz çocukken bir tünel buluyor Wawel tepesinde içine girdiğinde bu taşa rastlıyor ve dokunuyor. Taştan aldığı enerji ona bu şehri kurdurtuyor ve Polonya altın çağını Kazimierz'in varlığında yaşıyor.1980'lerde iyice popülerleşmiş bu inanışlar ve Wawel kilisesi bu hippi inanışlarından rahatsız olmaya başlamış. Çünkü bir çok ziyaretçi kalede bu enerji noktasına dokunmaya çalışıyormuş. O sebepten bu dokunulmaktan kirlenmiş duvarın önü iple çevrili. Duvarın bir yanında Oryantal Sanat Sergisinin giriş kapısı, diğer yanında St.Gereon'un şapelinin kapısı bulunmakta. Şapelin tam altında bu taşın olduğuna inanılıyor ve şapel ziyarete kapalı.